25 Temmuz 2014 Cuma

"Kiehl's" Markasıyla Tanışmam ve İlk Alışverişim

    Merhabalar;

   Her şey yeni bir göz kremi arayışımla başladı :) Clinique markasına olan zaafım malum, ancak konu göz kremi olunca malesef sonuçtan çok memnun değildim. Verdiği nem ve bunun kalıcı olması gereken etkisi bana yetmedi ve yeni bir arayışa giridim. Ancak hassas cildimi de yeni arayışlarda riske atmak istemiyordum. Araştırmalarım sonucunda "Kiehl's" markasıyla henüz tanışmamış olduğumu farkettim. Vardım gittim Akmerkez Kiehl's mağazasına...

                               

   Benimle Azize Hanım ilgilendi. Hem de uzun uzun... Bu arada blog yazdığımdan haberi yok, yani normal de müşteriyle nasıl ilgileniyorsa aynı şekilde ilgilendi benimle de... Çok memnun kaldığımı söylemeliyim, oturttu beni, kısa bir cilt analizi yaptı. Neye ihtiyacım olduğunu sordu ve bana önerilerini sıraladı. Üşenmedi tek tek bana uygun ürünleri anlattı. Benim aklımda başka bir göz kremi olmasına rağmen yönlendirmeleri doğrultusunda tavsiye ettiği gündüz ve gece göz kremlerini aldım. Hatta gündüz kremim de bitmek üzereydi bir de üstüne onu aldım, aklım da diğer ürünlerde kalmadı desem yalan olur ancak bu 3 ürünün toplamı 337 TL tutunca kendimi durdurdum :) Hem de önce bu ürünleri deneyip cildime etkilerine göre diğer ürünleri alıp almamaya, cilt rutinimi Clinique'den Kiehl's markasına çevirip çevirmemeye karar vereceğim. Eğer memnun kalırsam da elimdeki diğer bakım ürünlerim bittikçe yenilerini bu markadan alacağım (veya yeni arayışlara gireceğim, göreceğiz).

   Sevgili Kiehl's yetkilisi Azize Hanım bana önerdiği ürünlerin elinde olan testerlarını veya seyahat-deneme boylarını ben istemeden bana hediye etti. Etti mi ikinci artı puan benden :) Fotoğraflarda gördüğünüz yukarda ki üç ürün benim alışverişim iken alt taraftaki ürünler de denemem için hediye edilen ürünler...

                      

   Bir de "Cilt Bakım Konsültasyonu Kılavuzu" doldurdu benim için ve kullandığım ve kullanmama için önerdiği ürünleri işaretleyip kullanım önerilerini de kısa not olarak (yine ben talep etmeden) düştü yanına ... Bir de ürünleri şık bir Kiehl's çantasına doldurdu (yine fotoğraflarda görebilirsiniz) ve beni mutlu mesut yolcu etti.
                                


                              

    Ürünlerin ambalajları oldukça sade tutulmuş. Bir de çevre konusundaki duyarlılıkları da çok hoşuma gitti. Şöyle ki; alışverişte bir kart veriyorlar size (fotoğrafta görebilirsiniz), "Boş Kiehl's Ambalajlarını Getirin ve Ödüllendirilin" yazıyor ön yüzünde, arka yüzünü çevirdiğiniz zaman getirdiğiniz boş ambalajları işaretledikleri bir sistem oluşturmuşlar. 3 boş ambalaja seyahat boyu şampuan, 5 boş ambalaja seyahat boyu vücut losyonu ve 10 boş ambalaja ulaştığınızda bu iki ödül artı dudak balmı hediye ediyorlar. Benzer bir sistem Lush mağazalarında da var benim bildiğim kadarıyla, seviyorum bu tarz uygulamaları :)

                              

   Fiyat konusuna gelince, evet ucuz bir marka değil ancak Clinique ile karşılaştırdığım zaman hemen hemen yakın diyebilirim ödediğim miktar... Alışkanlıkları değiştirmek zor ancak denemeden de eğer varsa daha iyisini bulma şansımız yok. İzlenimlerim ilgi-alaka-açıklama ve yönlendirme konularında çok olumlu. Tabi ki önemli olan ürünlerin etkisi, onu da deneyimledikten sonra sizlerle paylaşacağım.

   Marka ile ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum son olarak; 1851 yılında New York'ta John Kiehl tarafından özgün bir eczane olarak kurulmuş. Kozmetik, bitki, ilaç ve tıbbi bilimlerin karışımını içermekteymiş. Dolayısıyla ürünleri formüle ederken en son bilimsel gelişmelerle en etkin doğal içerikleri kullanıyorlarmış.


   Sonuç olarak benim aldığım ürünler;
1) Line-Reducing Eye-Brightening Concentrate / Göz Çevresi için Gündüz Kremi ; 114 TL
2) Midnight Recovery Concentrate Eye / Göz Çevresi için Gece Kremi ; 84 TL
3) Powerful Wrinkle Reducing Cream / Gündüz Güçlü Bakım Kremi ; 139 TL

   Sizler bu markayla tanışmış mıydınız, kullandığınız ürünleri neler ve memnun musunuz yorum olarak paylaşırsanız çok sevinirim.


12 Haziran 2014 Perşembe

Clinique Facial Soap - Yüz Temizleme Sabunu

   Merhabalar :) Yazımın konuğu bir yüz yıkama sabunu... Yüz yıkama jelleri malumumuz cilt temizliğimizin vazgeçilmezleri ancak yüz yıkama "sabun"u diyince bende bir durdum ve düşündüm. Çünkü biliyoruz ki sabun cildi kurutan ve cilt temizliğinde kullanmamız pek tavsiye edilmeyen bir üründür normalde.


   Ancak marka Clinique olunca merakım uyandı ve denemek istedim. Sonuçta cilt için üretilen bir sabun ve artıları eksileri olabilir normal jellere kıyasla... Uzman dermatologlar tarafından formülize edilmiş. Yinede cildimi ekstra kurutur mu diye düşündüm açıkçası...

                                

    Gelim madde madde ürünün artılarına bakalım önce;

* Yaklaşık 5-6 aydır kullanıyorum ve ürün henüz yarılandı diyebilirim. Yüz yıkama jellerine göre oldukça bereketli ve yarı yarıya tasarruflu...
* Saklama kabını da çok beğendim. Tam çantaya atıp çıkmalık, yolculuklar içinde dökülme-bulaşma tehlikesi olmadığından çok ideal...
* Yüzümü kesinlikle kurutmadı. Cildinizin tipine göre doğru bir tercih yaparsanız  sizin de böyle bir sorun yaşayacağınızı zannetmem. Benim aslında normal-karma bir cildim var ancak normal-kuru ciltlere yönelik olanını kullanıyorum çünkü yine de sabun özelliğinden dolayı cildimi ekstra kurutmasını istemedim. Tercihimden memnunum, cildimi kurutmadı veya yağlandırmadı.
* Sadece yüz değil vücut içinde kullanabiliyor.



   Bir de ürünün eksi diyebileceğimiz yönlerine bakalım;

* Benim en çok kafama takılan hijyen, çünkü jeller kapalı bir kutunun içinde oluyor ancak sabunu açtıktan sonra her ne kadar kabında saklasak da ürün açıkta ve havayla temas ediyor. Ben her yıkamadan önce sabunu bir kez köpürtüp yıkayıp durulayıp ondan sonraki köpürtmede cildim için kullanıyorum. Bu kendimce aldığım bir önlem. Herhangi bir iritasyon veya sivilcelenme yaşamadım. Açıkçası bunun dışında da herhangi bir eksi yönüyle karşılaşmadım.

                             

   Peki nasıl kullanıyoruz?Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kere cilt bakım rutinizinde jel yerine bu sabunu kullanıyoruz, bunun dışında herhangi bir değişiklik yok. Ardından tonik ve nemlendirme adımlarıyla devam ediyoruz. Cildimizi yeterince temizliyor mu diye merak ederseniz de cevabım "evet" ... Temizleme ve arındırma konusunda jeller kadar başarılı ve ürünün köpürmesi ve cilde eşit dağılımı da oldukça iyi... Bir diğer artısı da parfümsüz olması... Yıkadıktan sonra oldukça temiz bir his bırakıyor bende... Alerji testleri de yapılmış bir ürün, benim gibi hassas ciltliler de gönül rahatlığıyla kullanabilirler. Güncel fiyatı:53 TL..

                                      

   Soru ve yorumlarınız, görüş ve önerileriniz beni mutlu eder:)


  


4 Haziran 2014 Çarşamba

Severek Kullandığım Ten Makyaj Ürünlerim

   Merhabalar :)  Sizlere severek kullandığım ten makyajı ürünlerimi tanıtmak istiyorum.

    1) The Balm Time Balm Concealer; Aslında likit göz altı kapatıcıları kuru göz altlarıma daha iyi geliyor ancak böyle kıvamlı bir ürünü ilk defa severek kullanıyorum günlük makyajımda. Günlük diyorum özellikle çünkü hafif yapısından dolayı özel günlerinizde yeterli gelmeyebilir. Ancak çok sorunlu gözaltlarınız yoksa, hafif yorgunluk izlerini, kızarıklıkları ve yine hafif ton farklılıklarını kapatmak için kullanıyorsanız concealerı yeterli gelecektir. Tasarımından dolayı taşıması da bir o kadar kolay, ufacık ve çantaya atmalık... Denemeye değer ;)

  

                         

                         

    2) Essence I love Stage Far Bazı; Uygun fiyatlı bir far bazı ve bence iş görüyor. Yalnız kullandıktan sonra 2-3 dakika beklemenizi ve sonrasında belki üstüne transparan bir pudra geçmenizi tavsiye edebilirim kalıcılığının artması ve çizgilere dolmama konusunda daha başarılı olması için...

   

    3) Rimmel London Stay Matte Köpük Fondöten; Eğer karma ve/veya yağlı bir cildiniz varsa ve bu uygun fiyatlı fondöteni kesinlikle tavsiye ederim çünkü vadettiği gibi T bölgesinde bile çok uzun süre matlık sağlıyor. Hassas cildimde bile her hangi bir soruna yol açmıyor ve tüm gün dayanıyor . Gün sonuna doğru belki yağ emici mendillerle ve az miktar transparan pudrayla destekleyerek günü sorunsuz tamamlayabilirsiniz.

                                     

                             

    4) Clinique Superdefence Pudra; hayatımın pudrası diyebilirim. İnanılmaz seviyorum. Normal günlerde tek başına bile kullanıyorum, kapatıcılığı o kadar iyi... Cilt tonunu eşitlemesi, ciltle bütünleşmesi ve kalıcılığı mükemmel. Rendeli bir yapıya sahip, çok uzun süre dayanıyor, bereketli... Nedense Clinique artık bu ürünü üretmeme kararı almış, yerine ne çıkaracaklarını merakla bekliyorum. Tabi stokladım elimdeki dışında açılmamış 1 adet daha pudram var. Çok çok iyi bir pudra arıyor ve biraz da paraya kıyarım bunun için diyorsanız tavsiye edilir.

                              

                               

    5) H&M bronzer; sadece 8.99 TL ye aldım ilk açıldığında Beyoğlu şubelerinden... Biraz uçucu gün içinde tazelemek gerekebiliyor ancak oldukça doğal bir bitişi var, yüzümüzde çamur-ya da kalıp gibi durmuyor. Severek kullanıyorum.

            

   Benim bu aralar severek kullandığım ten makyajı ürünlerim böyle... Aralarında sevdiğiniz ya da merak ettiğiniz ve daha ayrıntılı bilgi istediğiniz ürünler varsa yazarsanız sevinirim. Tabi bu ürün gruplarında sizlerin severek kullandığı ve tavsiye edeceğiniz ürünler varsa da paylaşırsanız çok mutlu olurum :)

24 Mayıs 2014 Cumartesi

S&M Kozmetik "Plasenta Özlü Gece Kremi"

    Merhabalar :) Yaklaşık 1 buçuk aydır kullandığım bu gece kremi bloğumun konuğu... Önce size bu kozmetik firmasıyla ilgili biraz bilgi verip sonra ürünü anlatmaya başlayayım hemencik. Kendileri bana ulaştılar ve denemem için bu ürünü gönderdiler, teşekkür ederim öncelikle... Elime geçtiği günden beri kullanıyorum ki daha doğru bir şekilde etkisini görebileyim ve size yorumlayabileyim diye ve artık nerdeyse bitmek üzere olduğu için de gönül rahatlığıyla bu yazıyı yazıyorum:)


   Bana gönderdikleri e-maildeki firmayla ilgili bilgiyi aynen paylaşıyorum sizlerle de ;


" S&M Kozmetik ,  Ege bölgesinde aktif bir kozmetik firmasıdır. Evinal ve Cosmedic Laboratory markalarının Türkiye, Yunanistan, İngiltere, İrlanda, Mısır ve Cezayir distribitörüdür. Bu ürünler tüm dünyada kabul gören gelişmiş Avrupa Ülkelerinde ciddi pazarı olan kozmetik gruplarındandır. Ürünlerimiz Rus bilim adamları tarafından Moskova da geliştirilen bir yöntemle üretilmektedir. Rusya GOST sertifikasına sahip  ve ülkemizde Sağlık Bakanlığı bildirimleri yapılmış eczanelerde ve internet sitemizde satışı yapılmaktadır. Piyasadaki diğer dermokozmetik ürünlerinden ayırt edici en büyük özelliği; İçeriğinde insan plasenta ekstratı bulundurmasıdır. Bu ekstrat laboratuvar ortamında gerçek plasentada bulunan aminoasit ve proteinlerin biyosentezleri sonucu elde edilmektedir. Gerçek plasentadaki proteinlerin birebir kopyasıdır.Ürünlerimizde In-vitro şartlarında büyümüş plasenta kullanılmaktadır, bu nedenle de *Canlı Hücre kozmetiği* olarak tarif edilmektedir. Biyosentetik proteinler insan üzerinde yan etki yaratmadığı gibi insan hücrelerine zarar da vermemektedir, aksine hücreleri yenileme, besleme ve eski hücrelerde yaşlanmayı geciktirici etki göstermektedir. Ürünlerin klinik çalışmaları Moskova Üniversitesi Laboratuvarlarında yapılmıştır.  Saç bakım, cilt bakım, vücut bakım ve akne gruplarından oluşan geniş bir ürün yelpazesibulunmaktadır ve Plasenta ekstratı açısından Türkiye de muadili yoktur.Her iki markamız da ( EVİNAL ve COSMEDİC LABORATORY )artık dermatologlarımız tarafından önerilen dermokozmetik ürünler arasındadır.Artık ürünlerimiz sadece eczanelerde değil özel hastanelerin kozmetoloji bölümlerinde de kullanılmaktadır."

                 

   Daha önce bilmediğim bir marka ve denemediğim bir ürün grubuydu, dolayısıyla oldukça ilgimi çekti ve normalde bilmediğim ürünlere ve markalara karşı her ne kadar çekingen yaklaşsam da denemeye karar verdim. Hafif bir kokusu ve dokusu var. Nohut büyüklüğünde bir miktar tüm yüz ve boyun için yeterli oluyor. Ben boyun bölgeme de uyguladım çünkü biliyorsunuz ki bu bölge genelde ihmal edilir ancak  çizgiler ve yaşlılık belirtilerinin göze çarptığı yegane yerlerdendir sevgili boynumuz:) Kullanırken gündelik rutinimi bozmadım, sadece gece kremimi bu kremle değiştirdim. Dolayısıyla da cildimi temizleyip tonik uygulayıp en son işlem olarak gece kremi olarak kullandım. Hafifi ekşimsi bir kokusu var ancak rahatsız edici sayılmaz. Cilt tarafından 10-15 dakika içerisinde emiliyor ve gece boyunca etkisi devam ediyor ki sabah uyandığımda aydınlık bir ciltle karşılaşıyorum aynada.

                                      

   Vaad ettikleri; cildin genç görünmesini sağlayan beş temel süreci desteklediği... Bu süreçler "hücre yenilenmesi, nemlendirme, beslenme, oksijen beslenmesi ve koruma"... Plasenta özünün cildi yaşlanmaya karşı koruduğu, aminoasitler ve hyalüronik asidin cildi beslediği ve nemlendirdiği yazıyor kutusunun üzerinde... Tabi bu kadar iddialı vaadlerin sonucunu görmek için sadece 1 tüp gece kremini kullanmanın yeterli olmadığını zannediyorum, muhtemelen set halinde gündüz-gece kremleri ve göz altı kremleriyle desteklendiğinde daha etkili olacaktır, ki cilt rutinimde de ben aynı markanın birbirini tamamlayan ürünlerini kullanmayı tercih ediyorum ancak bu ürün bana deneme amaçlı olarak tek başına gönderildi. Yine de yalnız başına da cildime aydınlık ve canlı bir görünüm ve yeterli nemi verdiğini söylemeliyim. Hassas cildimde herhangi bir irritasyona yol açmadığını da belirteyim. Bence denemeye değer ;)

                           

   Bana gelen ürün 50 ml, 30 ay raf ömrü ve açıldıktan sonra 12 ay kullanım süresi var. Firmanın sitesinde pek çok farklı ürün var, fiyatlarını görmek, ürünleri incelemek ve denemek isterseniz buyrunuz :)


* Ürün firma tarafından ücretsiz olarak deneme amaçlı gönderilmiştir. Yorumlar ise tamamen kendi tarafsız düşüncelerim ve gözlemlerimdir.

   

  

4 Mayıs 2014 Pazar

4. Çekilişimin Kazananı :)

   Merhabalarrrr :) Yoğun, yorucu ve şehir dışı çalışmacalı iş tempomdan dolayı bloğuma zaman ayıramamam bir yana çekiliş sonuçlarını kontrol edip talihliyi belirlemem de 1 hafta kadar gecikti, öncelikle bu gecikme için çekilişime katılan ve sonucun açıklanmasını bekleyen herkesten özür dilerim. Daha da bekletmeden hemen sonucu açıklıyorum.

   Malesef pek çok geçersiz katılım vardı, ya linkler silinmiş, hatta kimisi sadece "paylaştım" yazmış ancak link yok.. gibi çeşitli ana şartların yerine getirilmediği katılımları çıkartınca 81 geçerli katılım olmuş. Random aracılığıyla yaptığım çekilişte talihlim 24. katılımı gerçekleştiren sevgili "Seçil Şenol" oldu.


   Kendisine hemen e-mail atıyorum, umarım en kısa sürede bana ulaşır zira hediyeleri paketlenmiş kargoya hazır şekilde kendisine gönderilmeyi bekliyor :)

   Şehir dışına tekrar çıkmadan yeni yazı girmek ve yeni çekiliş yapmak planlarım arasında... Yeni çekilişimin hediyeleri hazır bile;) Takipte kalınnnnn... Sosyopericiğiniz buraları özledi :)


14 Nisan 2014 Pazartesi

Hayat Boyu Çalışmamanın Sırrı :)

   Merhabalar... Bu benim yaşama bakışıma dair ilk yazım. İlk yazıma da hayatımı değiştiren yıllar önce duyduğum bir cümle ile başlamak istedim. Bu cümle benim mottom oldu, hayatımı değiştirdi, belki benim yıllar önce çektiğim sancıları şu an yaşayan birileri vardır aranızda.. Evet, size diyorum :)

   "Hayat boyu çalışmak istemiyorsanız sevdiğiniz işi yapın! ".. Bu cümleyi duyduğum zaman üniversite öğrencisiydim, 19-20 yaşlarımdaydım ve çoğumuz gibi ben de hayatımı garantiye alacak (!) bir bölüm (iktisat) okuyordum. Buraya kadar hikayem çok tanıdık geldi belki bir çoğunuza... Hep iyi bir öğrenci oldum, notlarım yüksekti başarılıydım. Okulu, okumayı, öğrenmeyi çok seven çalışkan bir öğrenciydim. Dolayısıyla da üniversite sınavlarında da yüksek denilebilecek bir not aldım ve o zamanki sistemle de İstanbul'da iyi bir üniversite de iktisat okumaya başladım ve işin ilginç yanı bu bölümde de yine başarılıydım. Ancak içime sinmeyen bir şeyler vardı. Derslerdeki başarım kadar sosyal alanlara da hep ilgiliydim. Nerede dans kursu, şiir okuma yarışması, halk oyunları, tiyatro .. kursu var ben oradaydım. Okulda sunuculuk mu yapılacak, yine ben.. Hikaye mi yazılacak tabi ki ben de vardım. İçten içe biliyordum ki masa başı işler bana göre değil. Denemedim mi? Denedim... Her yaz bir yerde çalıştım, staj yaptım. Yok, olmuyordu, içim darlanıyordu, saatler geçmek bilmiyordu.

   İşte tam da o sıralarda bu cümleyi sık sık düşünür oldum. Sevdiğim işi yapmak istiyordum ama onu da hakkını vererek yapmak istiyordum. Ve bir karar aldım. Zaten üniversite son sınıfa gelmiştim bu sırada.. Bu okulu bitirecektim ama daha sonra sevdiğim işin eğitimini alacak ve mesleğim olarak onu seçecektim. Tabi zorlu bir süreçti yine, kimse yapabileceğime inanmadı desem yeridir. Hem ailem hem çevrem tam iş hayatına atılacağımı bekledikleri sırada ben yetenek sınavlarına hazırlanıyordum bir yandan kendi imkanlarımla.. "İnsanlar yıllarca hazırlanıyor kazanamıyor, sen mi kazanacaksın" diyenler oldu, "hazır mezun oluyorsun, iyi bir kariyerin olabilir böyle boş heveslerle zaman kaybetme" diyeler oldu, "yapma demiyoruz, hobi olarak yine yap ( :))" diyenler gerçekten oldu. Çünkü tekrar okumak istediğim bölüm ve seçtiğim meslek maalesef ki ülkemizde eğitim alınmasına gerek olmadığı düşünülen, çoğu zaman da hobi gözüyle bakılan bir meslek.

   Dinlemedim, sadece çok istedim, çok de çalıştım. Ve başardım. 2 ay gibi kısa bir zamanda yetenek sınavlarına hazırlandım ve kazandım:) Artık hayatımın ipleri benim elimdeydi, kontrolü elime almıştım. Evet maddi-manevi çok zor zamanlar geçirdim ama hayatımın en mutlu dönemi de yine bu zor zamanlarda başladı ve halen de devam ediyor. Çünkü mezun oldum ve sevdiğim mesleği yapıyorum şu an.. Türkiye'de ki şanslı (şansını kendi yaratan) azınlıktayım, biliyorum. Nazar etmeyin ne olur, isteyin sizin de olur :)

   Demem o ki hiç bir zaman "geç mi kaldım" diye düşünmeyin. Bazen önümüze ne gelirse onu yaşıyoruz, yaşamak zorunda olduğumuzu düşünebiliyoruz, ya da böyle gelmiş böyle gider diyebiliyoruz ama hayır.. Hepimizin sadece ama sadece yaşayabileceğimiz tek hayatımız var; tesadüflere, o ne der bu ne düşünürlere, n'apalım kısmet böyleymiş benim yazım da böyle yazılmış demelere bırakamayacak kadar kıymetli 1 tek hayat..  Kurban rolü oynamayı seçmek ya da seçmemek, işte bütün mesele bu..

* Yorumlarınız benim için çok ama çok önemli biliyorsunuz değil mi canlar :)


13 Nisan 2014 Pazar

Tekrar Aranızdayım :)

   Merhabalar... Bilenler bilir her gün bloğuma yeni yazı yazardım. Ancak yaklaşık 15 gün önce bilgisayarım bozulmuştu ve bu nedenle uzak kaldım bloğumdan... Nasıl özlemişim, aklımda kelimeler elimde ürünler birikmeye başladı. Bloğuma yeni yazı yazamadığım her gün bir kayıp gibiydi benim için... Ohhh tekrar buralardayım, çok mutluyum :)

   Bu arada da bol bol düşünme fırsatı buldum bloğumla ilgili... Uzun süredir aklımda olan bir konuda daha yazmaya başlamaya karar verdim bu süreçte; yaşam ve ilişkiler... Güzellik ve bakım deyince önce dış güzellik gelse de aklımıza hayatımızı güzelleştirmek huzurdan, hayattan zevk alabilmekten, ilişkilerimizden ve kişisel gelişimden geçiyor çokça da... Kişisel bakım kadar kişisel gelişimde çok uzun zamandır ilgi alanım...Yaşamı yaşamayı ve yaşamdan zevk almayı çok seviyorum. Dostlarımla da sık sık konuştuğum, paylaştığım konular bunlar... Çoğu zaman bu konularda benimle sohbet etmekten hoşlandıklarını söylerler, bu da beni çok mutlu eder tabi ki :)

   Ben de okuduklarımı, yaşadıklarımı ve gözlemlediklerimi naçizane yazardım satırlara... Artık bloğumda da paylaşmak fikri doğdu ve umarım sizlerde severek okursunuz. Geri dönüşleriniz benim için çok çok önemli... Eğer yazdıklarım sevilirse bu yazılarım da zamanla artabilir.

   Her olumsuz durumdan bir olumlu pay çıkarmayı seviyorum; bloğuma yazamadığım bu süreç bana bu yeni kararı aldırdı, düşünmeye zaman buldum. Olumsuzu yine olumluya çevirdim kendimce:) Sizlere de keyifli bir pazar gecesi dilerim. Sık sık buluşmak paylaşmak için beklerim buralara... Sosyopericiğinizi yokluğunda unutmadınız umarım :)